Bilgi paylaştıkça çoğalır

Kadın baygındı. Arnavut kaldırımların arasından tereddütle akan, çatlaklara sinsice sızıp yağmur damlalarına karışan kan, çirkin bir soru işareti şeklinde oluklara akıyordu. Canını yakmayı her ne kadar istemese de, başka bir seçeneği kalmamıştı. Açıklamaya çalışmıştı, ama bir türlü anlayışla karşılamak istememişti onu kadın. Şimdi de bu köpek dışkısı kokan soğuk, ıslak kaldırımlar onun ameliyat masası olacaktı.

Kadının iki bacağının arasından sızan ince ama kararlı kan nehri duracak gibi gözükmüyordu, elini çabuk tutmalıydı. Ellerinin uyuşması tenine patır patır damlayan yağmurdan çok, elindeki soğuk elbise askısının parmaklarının boğumlarının aralarındaki kan dolaşımını engellemesindendi. Derin bir nefes aldı, kadının bacaklarını araladı.
Hastası nefes alıyordu, ancak artık her an bir bireyden bir kadavraya dönüşebileceği; göğsünün düzensiz miktarlarda, düzensiz aralıklarla şişip inmesinden anlaşılıyordu. Aslında biraz komikti düşününce, soru işaretine adanmış bir ayin gibiydi içinde bulunduğu sahne. Bu benzetmeyi yapabildiği soru işaretleriyle dolu o anın, hayat ile ölüm arasındaki ipekten çizgiyle birbirine tutturulmuş olaylar sonucunda vuku bulmuş olması muhteşem bir ironiydi.

“Keşke” dedi içinden, “Keşke beni buna zorlamasaydın. Olayların bu raddeye gelmelerine ne gerek vardı?”

Kanlı gözlerinde birikmeye başlayan su damlalarının bünyesinde mikroskobik aysbergler barındıran rüzgarın gözlerine sayısız iğne batırıyor olmasıyla hiçbir akrabalıkları yoktu. Bakışları kadının şişmiş göbeğine yöneldi. Görevini yerine getirmesi gerekiyordu, ve zaman geçiyordu. İlkel ameliyat aletini kendisinin bile beklemediği bir ustalıkla hamile kadının bacaklarının arasına, rahmine doğru sokmaya başladı. Günlerce yaptığı araştırmalardan öğrendiği kadarını uygulamaya başladı. İçinde bulunuyormuş gibi hissettiği et denizinin, kasaptan alıp üzerinde antrenman yaptığı et parçalarından çok farklı olmasına rağmen ceninin büyük bir bölümünü parça parça çıkarmayı başardı. O an zaten amacına ulaşmış oldu aslında, oradan sonrası temizlikti daha çok.

Artık bir katildi, bir canavardı. İnsanların bunları yedikleri geldi aklına, nasıldı tadı acaba? Her ne kadar bunu her yaptığında merak etse de muhtemelen hiç öğrenemeyecekti.

Kadının nefes alışları hızlanıyordu, şoka giriyor olması muhtemeldi. Alnında oluşup kırışıklıklarında gezinen, kurbanının tenine damlayan soğuk ter damlaları masum bir hayatı henüz daha başlamamışken sonlandırmış olması, atmayı henüz bırakmış kalbinin oluklardan aşağı, lağımlarda yaşayan sıçanlara yem olmuş olmasından çok, rahmine elbise askısı sokmuş olduğu baygın yatan annesinin bu sapkın ameliyat bitmeden uyanmasıydı.
Bomboş sokaklarda polislerin sirenleri gittikçe şiddetlenerek yankılanıyordu, ama artık işi çoktan bitmişti. Yakalanma ihtimali çok düşüktü, daha önce hiç delil bırakmamıştı, bu sefer de yine çok dikkatli davranmıştı.

Hem bu riske de değerdi.

Tek çocuk olmayı çok seviyordu, ve öyle de kalacaktı.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuFestival Zamanı
Sonraki konuÖzgür Değiliz Hiçbirimiz
"İnsanoğlunun en eski ve en güçlü hissi korkudur." - H. P. Lovecraft

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın