Bilgi paylaştıkça çoğalır

11 Eylül 2013 – Milliyet Gazetesi

“Landgraaf, San Antonio, Arendal, Werchter, Roskilde, Belfort, Leinster, Novi Sad, Hainaut, Petrcane, Gothenburg, Gdynia… Bunlar Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki küçücük şehirler. Bir çoğunuza tanıdık gelmedi belki, ama dünya çapındaki müzikseverlerin mutlaka duyduğu, bildiği, hatta ziyaret ettiği yerler.

Buralar ülkelerinin başkentleri değil. Hatta çok önemli, büyük şehirleri de değil. Bu liste çok daha uzatılabilir, ama ben sadece bir kaç örnek vermek istedim. Tek ortak noktaları her yıl yapılan devasa müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor olmaları.

Adana; bereketli toprakları, avantajlı konumu, yaşayan en eski yerleşim birimlerinden biri olması gibi bir çok özelliği ile ülkenin en önemli kentlerinden biri. Ama bir anlamda en şanssızı da… Çünkü tüm avantajlarına ragmen çok fazla sahip çıkanı yok maalesef. Bu sebeple Turizm alanında gelişemediği gibi sanayileşmede de git gide gerilemekte. Altın Oran Düşünce ve Sanat Platformu adı altında bir avuç insan kültürel ve sanatsal olarak yaşatmaya, güçlendirmeye çalışmakta sadece.

Sürekli tekrar ettiğim gibi Adana’da bir büyük kentden bekleyeceğiniz hemen her şey var; Turistik alanları, kütltürel yapısı, müzeleri, sinemaları, tiyatrosu ve en önemlisi festivalleri.

Bu yıl 20. Yapılacak olan Altın Koza Film festivali dışında Uluslararası Tiyatro Festivali ve Uluslararası Edebiyat festivali kentimizin gururları. Ama yeterli değil. Çünkü sanatın en popüler, en kolay taraftar bulan ve en hızlı yayılan türü olan müzik konusunda eksiğiz maalesef.

Kentimiz gerek iklimi, gerekse coğrafi yapısıyla bir çok dev müzik festivaline ev sahipliği yapabilecek durumda. Ne yazık ki ülkenin ‘müzik festivali’ açığı sadece İstanbul ile sınırlı. Oysa daha bir çok kentin, ama özellikle Adana’nın öncü olması gereken bir alan.

Bu aşamada en önemli ihtiyaç sponsor firmalar. Ulusal, uluslararası ve yerel firmalar bu işe yatırım yapmalı; Yani ciddi müzik festivallerine. Çünkü bu tüm firmalar için hem ulusal, hem de uluslararası platformda isimlerini duyurma şansı olduğu gibi, müzik ve kültürel faaliyetlere destek vermesi sebebiyle gençler arasında da popular bir markaya dönüştürecektir. Bu tip reklamk giderlerinin vergiden düşüldüğünü de hesaba katarsak irili ufaklı tüm firma ve kurumlar bu işe kaynak ayırmak için can atmalı bence.

Tabii ki özel şirketlerin ve kurumların desteği tek başına yeterli olmayacaktır. En önemli destek yerel yönetimren gelmeli. Valilik ve belediyeler hem önayak olmalı, hem de yatırımı desteklemeli bu konuda.

Bir hayal edelim hep birlikte; Dünyaca ünlü Rock gruplarının sahne aldığı bir Ekim ayını mesela… Binlerce insanın çadırlar kurup, festival alanında konakladığını. Ardı ardına sahne alan uluslararası yıldızları, onlara eşlik eden yerli sanatçıları… Emin olun bu hem dünyanın dikkatini Adana’mıza çekecek, hem de orta vadede turizmimize büyük katkı sağlayacaktır. Çünkü hem festivaller için Türkiye içinden ve dışından kentimize gelen insanlara, hm de festivalin tanıtımı aşamasında tüm ülkeye (hatta belki dünyaya) kentimizin diğer güzelliklerini gösterme, anlatma şansımız olacak. Sadece 4 Ağustos’da İstanbul’da yapılan ‘Roger Waters – The Well’ konserine bile bir uçak dolusu İranlı izleyicinin geldiği gerçeğinini altını çizmek istiyorum. Diğer ülkelerden gelenler de cabası.

Çocukluk hayalimiz Adana’da bir ‘Woodstock’ tadı yaşamak. Ve artık kocaman çocuklar olarak bu hayalleri büyütmek, ilerlemek istiyoruz. Hem biz kentlilerin, hem bu kentin ticaretinden para kazanan kurumların em de yerel yönetimlerin boynunu borcudur Adana’ya sahip çıkacak. Onu büyütecek her fırsatdan yararlanmak.

Evet, büyük festivaller düzenlemek zorlu iş, ama herkesten once ben gönüllüyüm bu işleri organize etmeye ve kovalayama. Yeter ki yöneticilerimiz ve firmalarımız ilgi göstersin. Bu sorumluluğu alsınlar ve benimle irtibat kursunlar. El birliğiyle kentimize uluslararası müzik festivalleri kazandıralım, bu güzel coğrafyayı tüm dünyaya hatırlatalım.”

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın