Bilgi paylaştıkça çoğalır

“Bulaşık artıklarını alıp çöpe atmazsan tazyikli suyla gitmesini izliyorsan olacaklar basittir; önce bir güzel (?) kokacak ve artık biriken su yavaş yavaş gidecektir.”

Rüyalar görürüz ve sonrasında onlara ne olur? Belki bir gecede beş rüya birden bile oluyor he? Rüyalar anlatılmak içindir. Anlatmayı tercih etmeyip susmayı seçerseniz bir tür tıkanma içine girmişsiniz demektir. Ne yazık ki bu tıkanmayı açacak bir tesisatçı yok ve lavabo misali birkaç el hareketiyle de çözülmüyor durum. Hem hiçbir alkol oranı porçöz etkisine yaklaşmıyor da…

“Bir kaç el hareketiyle işi çözdüğünü düşünebilirsin, fakat mutfak lavabon sana sinsi planlar içinde…”

Düşünür düşünür hayal kurarız onlar nerede birikir? Bir tür tavanarası olabilir mi? Uzun süre bekletirsek haşereler gelmesin… Fikrin kurtlarını dökmek gerekir. Balkona asarsak hem temiz hava rutubet kokusunu da giderir. Pire için yorgan yakmak somutmuş gibi dursa da bunu mecazi anlamda kullanır en ufak bir düşünce için tümünden vazgeçmez miyiz?

“Tesisatçıyı aramana ramak kaldı.”

Susmaktan zevk alan insan hastalığı diye bir şey keşfettim geçen. Ufak bir gözlem sonucu; bıkmış, usanmış ve tahammül edecek takati kalmayanların yakalandığı bir vaka. Acil aşılanması gereken bir ağaç gibi göründü gözüme. Balmumu kaynatır gibi geldi körelmiş duygularını.

“Gözü ilişen mavi pompaya sarılır.” Bir mutfak atasözüne aday olabilir mi? Olamaz diye bir şey yok. Ama burada asıl bahsetmek istediğim konu tabi ki lavabo değil. Kendimizi ve düşüncelerimizi yenilemeyi öğrenmemiz gerekir. Alışmış kudurmuştan beter olabilir ama bıkmış insan daha beterdir.

Acılarımızı, bıkkınlıklarımızı, hayallerimizi ve fikirlerimizi budamayı öğrenmeliyiz her baharda yeniden açabilmeleri için.

 

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın