Bilgi paylaştıkça çoğalır

Doğru olanı bildiğin halde inatla yapmamak için direnmek. Evet yaşanan sorun buydu. Tükenmek için artık başka sebep kalmıyor insana. Dik kafalılık aslında yerine göre iyi olsa da böyle durumlarda yanlış bir seçimden öteye gitmiyor.

“Yürüyeceğin yolun artık bir dönüşü yok.” 

Ağır bir psikolojiyle kaç ay yaşayabilirsiniz? Gelin biz buna 1 yıl diyelim. Koca 1 yıl önünüze çıkanlar, elinize geçen fırsatlar, gözden kaybettikleriniz, düşürdükleriniz, harcadıklarınız… Geçen hafta sonları var bide dostlarınızın kolunuzdan zorla tutup sizi dışarıya çıkarmaya çalıştığı…’Of bugün içimde bir sıkıntı’ var deyip geçiştirdiğiniz. İşte kendimizi duyamadığımız için hep bunlar… Aslında sıkıntı sandığın senin hissin duy onu. Sana baskı yapıyor artık çünkü ‘DUY BENİ’ diye. Daha fazla kendi içinden çıkamıyorsun.

Kendi içinden nasıl çıkabilir ki insan?

Panik atak geçirecekmiş gibi boğazına yapışıp sıkıntı sandığın o şeye dikkat et artık, farkına var o bir HİS. Kimseyi geçiştirme, dışarı çık, eğlen. Daha 24 yaşındasın dediklerinde şaşırma. Çünkü 24 yaşındasın! Üstümüze atılan hayat şartları, zorluklar, çalışma planları, yapılacaklar, takvimler… Kendin harici her şeyi dinliyorsun. Kendine dön ve evet kendi içinden çıkabilmen için dönüşü olmayan yollardan yürümen gerek artık…

Ertelediğin ne varsa bir an önce yap, bu hafta sonu en yakın arkadaşını geçiştirme ve gözden kaybettiklerine bir daha bak.

Pişman olma.

“Madem dönemeyeceğim o zaman…” Bu cümlenin sonunu herkes biliyor. Öyleyse git dene bir kez daha! Seviyorum demekten kimsenin korktuğunu düşünmüyorum. Aksine kaçınıyoruz çoğu zaman. Uygun ortam uygun zaman arayışlarına son verip, içinize düştüğü an söyleyiverin gitsin! Gitsin… Sonunu düşünmeyip kendi kahramanımız olalım.

Hangisi doğru yol acaba… 

Bunca zamandır kafanı çevirip inatla bakmadığın yön var ya hani orası işte. Dik kafalı indir kafanı aşağı!

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın