Bilgi paylaştıkça çoğalır

 “Fantastik kitapları okuyamıyorum” diyenlere ve Sırp Edebiyatı‘nın kapılarını aralamamış olanlara önerilecek ilk isim olarak karşımıza  çıkıyor Zoran Živković. Zoran Živković’in, akıcı ve sakin üslubuna giydirdiği sıra dışı hikayeler; bir akşamüzeri, gri bir kedinin kuyruğunda sallanan zaman misali, geçip gittiği belli olmayan bir çabuklukta işliyor ruhunuza. Olayların sürekliliği ve sayfaları merak içinde çeviren parmaklarınızla birbirinden bağımsız olmayan altı hikayeyi bir çırpıda okuyuvermek, kısa soluklu bir yolculuğun damakta kalan tadını anımsatıyor. “Biraz daha devam edebilirdi aslında” serzenişinde bulunsanız da Živković, labirentlerinin gizemini okuyucuyla paylaşmamayı tercih eden bir yazar olarak sizi kafanızdaki büyük puntolu soru işaretleriyle baş başa bırakıyor.

     Zoran Živković’in Filoloji bölümünden mezun olmasının nimetlerine dil tekniğini ustalıkla kullandığı satırlarda rastlamak oldukça mümkün. Uzun betimlemeler ya da akıcılığa çengel takan ara cümlelerden yoksun, insanın saniyelik zaman dilimlerinde zihninde geçen düşüncelere ve “bu şekilde yapsam şöyle olurdu” öngörülerine yer verdiği hikayelerinin bazı noktalarında “sade dilin” bayağılığı hissedilebilir. Ancak Živković hikayelerinde; durumun, olaydan çok çok sonra geldiğini, yazarın yeterince beyni zorlayan içeriklerinin yanına bir de dilin ağırlığını koymak istemediğini belirtmek gerek. Živković naif dilini altı hikayesindeki karmaşık kütüphane vakalarıyla taçlandırarak sıradanlık çizgisinin ilerisine taşıyor ve Başka Zaman Kütüphaneleri isimli eseriyle 2003 yılının Dünya Fantezi Ödülü‘nü almaya hak kazanıyor.

   0000000648683-1

    Başka Zaman Kütüphaneleri’ndeki hikayeler; Sanal Kütüphane, Ev Kütüphanesi, Gece Kütüphanesi, Cehennem Kütüphanesi, En Küçük Kütüphane, Soylu Kütüphane başlıklarıyla ne kadar birbirinden ayrı konularda yazıldığını düşündürse de son hikayeyi okuduğunuzda aslında her hikayenin ayrılmaz bir bütün olduğunu fark ediyorsunuz. Son hikayenin son sayfalarına geldiğinizde bir de bakıyorsunuz ki hikayelerdeki baş kahramanlar birleşip  tek bir kahramana dönüşmüş ve bu kahraman siz olmuşsunuz!

    Zoran Živković’in labirentlerine aşık olmanız ve kitabı -tıpkı benim okuduğum gibi-  merak içinde okumanız için daha fazla detay vermek istemiyorum. Tek söyleyeceğim, kitabı bitirdiğiniz anda kafanızın içinde bağıracak olan “bu kitabı yemem mi gerek yoksa?” sorusunun tuhaf ama bir o kadar da mantıklı varlığı. 

   Hemen bir kitapçıya koşun ve zihninize güzel hikayeler gösterin.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuYAZIHANE: NİÇİN YAZIYORUM BEN?
Sonraki konuModernliğe Nanik: Yürümeye Övgü
Dünya masallarını anlatmakta ünlüymüş. Ünlü dediysek, kendi mahallesinde. Duyumlara göre Tezer Özlü severmiş çokça. Arada Kafkalığı tutarmış, bazen kendi kendine sayıklarmış, bazen de bilinmeyen dillerle konuşurmuş. Edebiyat bitirmiş, öykü yazmış, roman okumuş.

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın