Bilgi paylaştıkça çoğalır

Erotik bir filmi izlemek gibidir bu ülkede yaşamak. Sonunda ne olacağını bilir yine de izlersin ya.

Çılgın bir telaş, programlanmış bir mahrumiyet döngüsü.
Para kazandın mı?
Kız aramadı mı?
Oğlan zıbardı mı?
Domates kızardı mı?
Koalisyon kuruldu mu?
Bugün biri vuruldu mu?
Bitemeyen kısır döngü.

Atın kıçındaki sinek gibiyiz. Yaşamaya çalışıyoruz. Her günü sezon finali.

Hayatta kalmaya, günü kurtarmaya çabalarken fazla geriliyoruz. Aynı odaya kilitlenmiş Melo ve Volkan gibi mevzu çıkarmaya ‘hazır ol’da bekliyoruz. Gerginlik virüs olmuş, her bünyede patlama noktasında. Memleketin fakirinden zenginine, aşçısından amirine, öğretmeninden profesörüne, çocuğundan yetişkinine herkes ruh hastası. Televizyonu açıyorsun asan, biçen, söven, tecavüz eden, kafa kesen… Ruh halimiz Alfred Hitchcock filmleri. Dört yanın siyaset, yine siyaset, daha çok siyaset, öğürtene kadar siyaset. Kimisi koyun, kimisi keçi herkese bir lakap deli gibi. Eşitlik desen çölde vaha, kadın doğdun mu geçmiş olsun. Barcelona’nın bulunduğu gurupta Ankaragücü olmak gibi her gece tecavüz. Derdini anlatsan suçlusun! Erkekler ise çok fonksiyonel, hepsi Jose Mourinho kadar antrenör, Barak Obama kadar siyasetçi, Tarantino kadar yönetmen, Brazzers’da ki kel adam kadar porno yıldızı, Mehmet Yaşin kadar gurme, sevdiğinin kafasını kesecek kadar romantik!!!

Görmemişlikte ise oyunun son bölümü, maksimum level seviyesindeyiz. Son model telefonu alabilmek için aç gezen akıl terk gençlerimiz, mekanda şişe açtırıp eve otobüsle dönen damat Feritlerimiz, tavuk dönercide oturup kendini Midpoint’te etiketleyen gezginlerimiz. Normal değiliz yeminle. Aynı çamurun laciverti olma yolunda evriliyoruz…

Namuslu, mutlu, inançlı, duyarlı, zengin gibi davranmak refleks halini almış. Ülkenin 60 milyonu Afgan, 20 milyonu Las Vegaslı gibi yaşıyor. Kendimiz olmaktan çok kişiliği oturtacak rol modelleri arıyoruz ama yanlış yerde… Tarz olmakla komik olmak arasındaki çizgide dik duruyoruz ama ipin yanlış tarafında. Kiminde eğreti, kiminde iğreti duruyor bu çakma duruş. Acı olanı ise bu durumu normalleştiriyor oluşumuz.

Öyle her bünyenin kaldırabileceği şeyler değil bunlar. Kaynar suya alıştırılıp haşlanan kurbağa gibiyiz resmen, öyle içimize işlemiş, öyle bir alışmışlık halindeyiz ki koymuyor hiçbir şey. Olan bitene şaşırmamayı öğrenerek teslim olmuş, zevk almaya bakıyoruz. Rus ruleti oynar gibi, kalbin ağzında parmağın tetikte, bedenin nevroz halinde hayatı hard modda yaşamaya çalışıyoruz…

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuHanımefendi, Bu Mektup Size
Sonraki konuKürdan
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın