Bilgi paylaştıkça çoğalır

Bilgisayar ve diğer teknolojik cihazların olmadığı dönemde en yakın dostlarımız kitaplarımızdı. Aklımız, fikrimiz, hayatımız, her şeyimizdi. Okula, iş yerine kısacası her yere onlarla giderdik. Tabletlerimiz, dizüstü bilgisayarlarımız yoktu tabi sadece kitaplarımız vardı. Ufak notlarımızı aralarına sıkıştırırdık ve onlar hiç itiraz etmezlerdi. Ve şikayet de etmezlerdi neden uzun süre beni aramadın diye.

Oysa bilgisayarlarımız öyle mi?

Bir sabah uyandığımızda bizi yarı yolda bırakmıştır. Bütün notlarımız, arşivlerimiz, anılarımız bir anda yok olmuştur. Ama kitaplar öyle mi? Her sabah uyandığında kitaplığındaki okuduğun kitapların bütün karakterleri seni karşılar. Tam da bıraktığın gibidir alıp başını gitmez uzaklara. Uzun süre onu bekletsen bile üzülmez, kitabı eline aldığı an hissedersin onun mutluluğunu, dostluğunu, sıcaklığını. Tabletlerden okursan hissedemezsin onun sıcaklığını. Sayfalarını özenle geçeceksin, kitabın kokusunu içine çekeceksin, ona değer vereceksin ki o da sana birçok hatırada eşlik etsin. Gözardı edemeyiz ki internet, milyonlarca bilgiye ulaşmamız için bulunmaz bir nimet. Teknoloji hepimiz için çok önemli ama kitaplarımızı yani dostlarımızı bir köşeye atmamamız gerekiyor diye düşünüyorum. Onlar bizi yıllarca ilk gün ki heyecanlarıyla ve yıpranma payları olmadan bekleyecekler. Üstelik şarj aletine bile ihtiyaçları olmadan.

Kitaplıklar, kütüphaneler bir sürü dostunun tek toplanma yeri. Bazen okuduğun kitapların tozunu alırken aralarında geçmişe ait ufak notları bulursun. Bulduğun notlar zamanın sana hediyesidir. O notlar seni çok uzaklara götürür. Kitaplar böyledir ansızın hatırlatır sana bazı şeyleri. Belki üniversite yıllarında yanında not alacağın kağıt bulamadığın için kitabının bir köşesine yazmışsındır notunu. Bir anda üniversitende, okuduğun şehrin sokaklarında bulursun kendini. Yolculuk biletini sıkıştırmışındır okuduğun kitabın arasına ona bakarken o gittiğin yerdeki anılar, o tarih seni alır götürür geçmişin tozlu sayfalarına. Gezdiğin yerler, yediğin yemekler , tanıştığın insanlar hepsi gözünün önüne gelir. Dili yoktur belki kitapların ama sana en önemli anları hatırlatır. Hem de şikayet etmeden. Bazen de hüzünlendirirler seni. Eski aşkın kitabının köşesine not yazmıştır ‘Seni Seviyorum’ diye ve o an ’ Keşke’ diye bir ses yankılanır kulaklarında. Ya da kaybettiğimiz değerli insanlardan ufak bir not. Hatıralar her zaman mutluluk getirmez. Kitaplar bizim en yakın dostlarımızdır acıyı bile sessiz ve derinden söyler. Canımızı çok yakmaz. O anların değerini bir kez daha anlamamızı sağlar. Daha da sıkı sarılarız geçmişimize. Belki de zengin bir kitaplığı olan son kuşağız, arkadaşımızla bağımızı kesmek üzere. Dijital kitaplar, kitaplarımızın birer mezar taşı niteliğinde.

Kitaplarımız belki de tozunu almamızı bekliyordur, uzun zaman olmuştur onlara dokunmayalı ne dersin kitaplığın tozunu almanın vakti gelmedi mi ?

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın