Bilgi paylaştıkça çoğalır

Size eski bir süper kahramandan bahsedeceğim…

Savaş biteli üç yıl olmasına rağmen eski alışkanlıklarına hala bağlıydı. Her sabah uyandığında zihninde aynı planları tekrarlar dururdu. Üstündeki zırhı çıkarmayacak kadar da temkinliydi, evet hala! Etrafına dikilen gökdelenleri görüyor muydu diye merak etmedim hiç. Belli ki görmüyordu. İdareten çalıştığı o iş yerine düzenli gider gelirdi. Aslında bu iş hayatının, sabah sekiz akşam altı arası kamuflajıydı. Her akşam tedirgin olarak kapısını açar ve bugün de vurulmamış olmanın mutluluğuyla pencere kenarına otururdu. Düşündüğünde onu bulmanın hiçte zor olmadığını bilirdi. Penceresinde bile yıllardır aynı perdeler duruyordu. Yalın ayak dolanmayı çok severdi. Kahve yapmak için su ısıttığı çaydanlığın altında ufak bir deliğin olduğunu da anca ayağı yandığında hatırlardı. Yorgunluğunun arkasına sığınmasına sığınırdı ama bu da bir stratejisiydi sakinliğinin.

“Her aşık, eski bir kahramandır.  Kimine göre cesaretli bir asker, kimine göre korkak bir komutan.”

Bir sabah uyandı ve gitmek istedi. Ne kadar yorulduğunun önemi yoktu en uzağa gidecekse. Ne kadarda uzağa bakarsa o kadar geçmişi görür diye düşündü belki de. Yanılmadı. Çünkü; zırhına sığması için bir iki beden küçülmesi gerekiyordu artık. Hemen durum değerlendirmesi yapıp evi kolaçan ettikten sonra, küçük sırt çantasına sığacak bir tatile çıkmaya karar verdi. Çünkü buralarda işlerin nasıl yürüdüğü hakkında bir fikri yoktu, uzun zamandır kimseyle sohbet bile etmediğinin farkına vardı.

Küçük sırt çantasına sığacak bir tatile…

Çantasını hazırlamaya başladı bir yandan, yanına ne alacağını bilmiyordu. Bu yüzden her mevsimi düşündü. Kapısını kilitledikten sonra anahtarlarını çantanın en dibine koydu ve dışarıya çıktı. Yolun karşısındaki o çok sevdiği büfeden sigara almak için karşıya geçerken vurulmak istiyordu içten içe. Kafasını fazla kurcalayacak zamanı yoktu, canı sadece rüzgarı hissedebileceği bir yere gitmek istedi.

 

 

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın