Bilgi paylaştıkça çoğalır

Kırk yıllık yaşantısına rağmen, onun iki katı yıl yaşayan toplam insan sayısından daha fazla güzellik ve iyilik bıraktı bu kahır kervanına. Söyledikleri ve eyleme döktükleriyle her zaman eleştirilse de bunu hiçbir zaman sorun etmedi. Çünkü bir şey yüzünden tepki alıyorsan o yaptığın şey gerçek amacına ulaşmış demekti.

Ölümüne gelecek olursak, bana kalırsa ölüm sürecini başlatan olay toplumu yönetenlerin bu adamla baş edemeyince adını kara listeye koymaları. Nasıl mı? İlk aşama Lennon’ın din hakkındaki görüşlerini öne sürüp, dini liderlere “bu adam dinsiz bir neslin ortaya çıkmasında büyük bir etken olabilir ve dinsiz bir toplum düzeltilemez bir dağınıklığa bürünür.” şekilde yaptıkları doldurmalar ve kışkırtmalarla. Toplumu yöneten “siyasi” sınıfın bunu yapmasındaki tek sebep, ülkedeki dini kesimin ateist yani inançsız olan kesimden daha fazla nüfusa sahip olmasıydı. Çünkü inançlı bir nüfusu “Tanrı bunu böyle istiyor, eğer aksi yapılırsa sizi affetmez ve cezalandırılırsınız.” benzeri cümlelerle kandırmak mümkündür.

lennon3

Tanrı çıkar için kullanılan bir oyuncaktır.

Siyasi iktidarı elinde bulunduranlar Tanrı’ yı “bir düzenleyici” olarak tanıtsalar da asıl düzensizliği sağlayan ta kendisiydi. Lennon da bunun bilincinde olan kesime ait bireylerden yalnızca bir tanesiydi. -Geçmişe bakıldığı zaman din uğruna öldürülen insanların sayısını görmek mümkündür. Keza bu ölümler günümüzde de hala süregelmektedir.- Ve Lennon’ın da bilincinde olduğu bu durumu şarkılarına yansıtması sayesinde ait olduğu kesimin sözcüsü ve lideri konumuna yükseldi.

Bu yükseliş ise beraberinde ilk aşamanın gerçekleşmemesinden dolayı yakınan siyasi kesim, yani karalama kampanyaları tutmayan korkaklar, ikinci aşamayı yürürlüğe koydular.

Lennon’ı öldürmek. (Bu aşama tamamen benim düşüncemdir.)

Hepimizin bildiği gibi çoğu medya organı ve sosyal ortamlarda veya belgesellerde bize gösterilen John Lennon’ın bir Beatles hayranı tarafından öldürüldüğüydü. Sebebiyse John Lennon’ın “God” adlı şarkısında “I don’t believe in Beatles” (Beatles’a inanmıyorum.) demesi olarak gösterilmiş katil tarafından. Bana kalırsa bu saçmalık ve saçmalıktan da öte bir yalan. Üstelik bunu ben yalanlamıyorum, Lennon, yaralı vaziyette yatarken “Ben Lennon. Beatles’ın Lennon” diyerek kendisi bunun nasıl bir saçmalık olduğunu gösteriyor. Lennon’la başa çıkamayanların yaptığı bu oyun ve düzenbazlık aklıselim kişilerce hiçbir belgeye gereksinim duyulmaksızın bilinir.

Kısacası karşıt kesim, Lennon’ı susturmaya çalışan siyasilerden de yardım alarak bir günah keçisi seçmiştir. Ve bu günah keçisine cinayeti düzenleyenler tarafından, yakalandığı taktirde kendisini Beatles hayranı olarak tanıtması söylenmiştir. Ve tam da böyle olmuştur. Lennon öldürülmüş, katil, medya önüne sunulmuş, ona söylenen tekerlemeleri sanki kendi sözleriymişcesine tükürmüştür mikrofonlara. Günümüz medyasının ataları olan o zamanki medya da bu kanıya hiçbir türlü ses çıkarmamış, hiçbir arama uğraşına girmemiş, dram sever özgürlük düşmanlarının yanında saf tutmuştur.

Not: Bu yazıyı yazmam bir kısmınıza gereksiz ve yanlış gelecektir elbet. Ancak her ne kadar üzerinden yıllar geçmiş olsa da bu adamı dinlediğim zaman onun hakkında düşünmekten kendimi alamıyorum. Her seferinde bu düşüncelerimi paylaşmak ve tartışmak istiyorum. Çünkü kırk yıllık ömrüne dair ömürlerce konuşulması gerek bu adamın.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuKiralık Bostanlar!
Sonraki konuPikap'ta ne çalıyor? "Coffee Break"
Mutlu bir hayatının olmadığına üzülen insanların aksine ben, yalnızca bir hayatım olmadığına üzülüyorum.

1 yorum var

Bir yorumda siz bırakın