Bilgi paylaştıkça çoğalır

Ekip olarak davet edildiğimiz ‘Dialogue in The Dark: İstanbul (Karanlıkta Diyalog)’ sergisi için erkenden buluşup neler olacağı hakkında sohbet ediyorduk. Kendi içimizde bir hazırlık içine girmiştik bile. Evdeki hesap çarşıya uymadı tabi!

“İBB ev sahipliğinde, TTNET’in ana sponsorluğu ve Dünya Göz Hastanesi’nin stratejik ortaklığı ile Dialogue in The Dark İstanbul tarafından hayata geçirilen “Karanlıkta Diyalog” sizi parkta dolaşmak, bir caddede karşıdan karşıya geçmek, vapura binmek gibi günlük hayat deneyimlerine sokar; ama tümüyle karanlıkta, duyularınızı uyandırarak ve farkındalığınızı derinleştirerek… Görme engelli rehberler, sizin dokunarak, koklayarak, tadarak ve duyarak “yeni ve farklı” bir biçimde görmenizi sağlayacak ve sizi unutulmaz bir yolculuğa çıkartacaklar.”

karanlıkta diyalog

Dialogue in The Dark İstanbul’un kurucu ortağı ve genel müdürü Hakan Elbir;  Gayrettepe metro istasyonunda, 1500 metrekare bir alanda Dünya’nın en büyük Karanlıkta Diyalog sergisi olduğunu söylüyor. Mükemmel bir ekibin bu işin arkasında olduğunu kendi gözlerinizle görebiliyorsunuz. Alana girdiğiniz andan itibaren bu organizasyonun kurucularından tutun da bütün ekiple konuşma fırsatını bulabiliyorsunuz. Bu yaklaşımları sayesinde etkinliği tamamıyla sahipleniyorsunuz aslında bu gerçekten mutluluk verici.

karanlıkta2

Ve Karanlıkta Diyalog başladı!

İçeriye girmeden evvel cep telefonu ve herhangi ışık yayabilecek üstünüzde ne varsa orada bulunan kilitli dolaplara bırakıyorsunuz. Yolunuzu bulmanızı sağlayan beyaz sopaları nasıl kullanacağınızı öğreniyor ve yedi parkurdan oluşan alana ufak bir labirentten giriş yapıyorsunuz. Pazarda geziyor sebze ve meyveleri tanımaya çalışıyor, tramvaya binip yolculuk yapıyor, parkta dolanıp dinlenmek için banklarda oturuyor arkadaşlarınızla sohbet ediyorsunuz. En can alıcı noktası ise karşıdan karşıya geçmek. Normal zamanda dahi o kalabalık ve sesli caddelerden karşıdan karşıya geçerken tedirginlik yaşarız. Gürültü sizi yanıltabilir boşlukta dahi hissedebilirsiniz kendinizi. Sadece 1 saat cesaretli olun. Kaldırımdan inmeyi deneyin, yürüyün. Beyaz sopa sizin en yakın dostunuz oluyor rahatlıyorsunuz.

Tamer’i kaybettik!

Arkadaş grubunuzla gitmeyi size tavsiye ediyoruz. Ekip olarak gitmiş olsak da, yer-yön hissinizi kaybetmiş olduğunuzdan dolayı toplu halde durmakta zorlanabilirsiniz. Tabi bu heyecan size unutamayacağınız anlar yaşatabilir. Tek sıra halinde ilerlediğiniz  parkurlarda kopmalar yaşanabiliyor. Tramvay’dan sonra oturduğu bankta fazla vakit geçirip geride kalan Tamer Aydın’ı uzun süre aradık. Hatta ufak çaplı bir Akut ekibi bile kurduğumuzu söyleyebilirim. Uçakta buluştuğumuzda alkışlar kopuyordu. Ve Tamer’i yine kaybettik. Önümdeki sırada ilerleyen Esra ablayı geride kalan bütün parkur boyunca Tamer zannedip tuttum ve sonunda anladık ki Tamer yine ortada yok.

Empati yapın!

Geçirdiğiniz 1,5 saat kişisel gelişiminize katkıda bulunuyor. Küçük yaşta olan çocukları da buna teşvik edin. Bu dünyada yalnız olmadıklarını ve engellerle karşılaşabileceklerini kendi gözleriyle görmelerini sağlayın. Bu deneyimden sonra o ‘Beyaz Sopayı’ nerede görseniz tanıyacak ve mutlaka destek olmak için yanına koşuyor olacaksınız. Unutmayın herkes bir engelli adayıdır.

Dialogue in the Dark ile ilgili bir çok bilgiyi aşağıdaki adreslerden bulabilirsiniz.
www.dialogistanbul.com
www.facebook.com/dialogistanbul
www.twitter.com/dialogistanbul
#KaranliktaDiyalog

Sergiyi merak edenler ve gitmek isteyenler için: Biletix

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın