Bilgi paylaştıkça çoğalır

Geçenlerde çok sevdiğim bir aile büyüğümün vefatı sebebiyle damadının yazmış olduğu yazı dikkatimi çekti.  Açıkçasını söylemek gerekirse yazının başlığı ilgimi çektiği için okudum yazıyı. Tanıdığım bir büyüğüm olmasına rağmen neden daha önce bunları kendi ağzından dinlemedim diye hayıflandım. Teselliyi kütüphanemde yer alan kitaplarında arayarak üzüntüme son vermek istemiştim ki Pilot Ali ile karşılaştım ve daha niceleriyle…

Ama öncelikle size yazıdan bahsetmek istiyorum. S. Haluk Uygur tarafından kaleme alınan yazıda, 2005 yılının Aralık ayında Kıbrıs’ın önemli bir yazarı olan Esat Faik Muhtaroğlu’nun Adana’ya gelmesiyle birlikte, o dönemlerde Adana’ya gelen Turgut Özakman anlatılıyordu.

İki yazarın da Adana’ya geliş sebepleri kitaplarını imzalayacak olmalarıydı. Ve iki yazarında kitaplarının konusu ülkelerinin milli mücadele için direnişleriydi.

Turgut Özakman “Şu Çılgın Türkler” kitabının yazarıydı ve kitabında ülkemiz insanlarının milli mücadelede nasıl çılgınca savaştığını anlatıyordu.

turgut-ozakman

Esat Faik Muhtaroğlu ise “Kıbrıs Türkü Budur İşte” isimli kitabında özgürlüğü önce İngilizler, sonra Rumlar tarafından kısıtlanan Kıbrıs Türkü’nün milli mücadelesini konu ediyordu.

Haluk Uygur anlatımıyla Esat Faik Muhtaroğlu‘nun  “Kıbrıs Türkü Budur İşte”  kitabı yazıda şöyle anlatılıyordu;

O sadece derlediği şeylerden değil, bizzat yaşadıklarından bahsetmekteydi. Türkiye’nin ve Yavru Vatan’ın neredeyse benzer konularda yazan bu iki önemli yazarı, maalesef 30 Eylül 2013 tarihinde 10-15 saat arayla vefat ettiler ve arka arkaya toprağa verildiler diyordu.

Yazıyı bu üzüntüyle kaleme aldığı aşikârdı.

Kıbrıs’ta o kötü günler yaşanırken Esat Faik Muhtaroğlu bir lise öğrencisi olmasına rağmen direnişini gazetelere özgürlük ile ilgili yazılar yazarak göstermişti. Öğretmen Okulunu bitirdiğinde de sadece yazı yazmakla kalmamış, gittiği yerlerde milli kurtuluş ateşini yakanlardan biri olmuştu. O sebeple Lapta denildiği zaman akla gelen ilk isim o olmuştu.

esat-faikbey-ve-ailesi

“Dünden Bugüne Lapta” isimli kitabını karıştırırken kendisine neden 2005 yılına kadar bir başka kitabının yayınlanmadığını soranlara cevabının olduğunu gördüm. Diyordu ki; “Ben ölsem de varislerim mutlaka ve mutlaka belgeleri ile birlikte onları halkıma sunacaklar…”

Bu satırları okurken onda öylesine çok anılar vardır ki muhakkak onları bir yerlere not etmiştir diye düşünmeden edemedim.

Ayrıca kitabı için “Bazı Adanalılar, çok beğenilen ve satılan “Şu Çılgın Türkler” adlı kitaptan sonra, benim kitabımın da ikinci rekoru kırdığını söylüyorlar. Ama bu gerçekten böyle mi, yoksa bana, misafirperverlik gereğimi böyle söyleniyor bilemem.”  diyerek bitiriyordu. Anlaşılan o dönemlerde Adana, kitabını ilgi ile karşılamış ve ona kitap hakkındaki düşüncelerini sıcak bir şekilde iletmiş.

Milletlerin Kötüsü Olmaz
Yaşamını büyük ölçüde Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesine ayıran, belli zamanlarda silahlı mücadeleye dahi katılan Muhtaroğlu, hiçbir zaman ırkçı bir anlayışa kapılmadan, tüm insanların özgürlüğü için fikir üreterek öldü. Mücadelesini babasından devraldığı “Milletlerin kötüsü yoktur, insanların kötüsü vardır” şiarı ile sürdürdü, 1974 Barış Harekatı’ndan sonra da bir barış savunucusu olarak öğretmenliğe ve yazarlığa devam etti. “Atatürk Kıbrıs’ta” isimli kitabı da son eseridir.

Bu yazıyı yazmamdaki bir diğer neden ise ülkelerinin dış güçlere karşı direnişlerinde sessiz kalmayıp gerek o dönemi yaşayarak, gerek alınacak derslerin olabileceğini düşünerek kaleme alınan iki kitabın önemli yazarına şükranlarımı sunma isteğimdir. Her iki güzel insana da tanrıdan rahmet, gittikleri yerin ışıklı olmasını dileyerek yazımı sonlandırmak istiyorum.


 

1 yorum var

Bir yorumda siz bırakın