Bilgi paylaştıkça çoğalır

Varoluşun kenarında durup aşağı baktın mı hiç? Ya da aklından geçti mi bu? Ne renk dışarısı, siyah mı? (Siyah bir renk midir? Işığın olmadığı yerde renk yoktur ki!) Ötesinde ne var? Ölüm müdür çıkış? Bir kez çıksan ölür müsün? Ben denedim; çok keskindir sınırı, ayaklarını keser, tabanların kanar. Kıyının siyahla birleştiği yerdeki kurak kısım ıslanır kandan, ayağın kayar, düşecek gibi olursun ama düşeceğin yöne belirleyemez, bilemezsin. İçeri mi, dışarı mı!.. Düşmezsin de. Hiç düşmedim yani. Henüz…

Varoluşun dışında ne olduğunu düşündün mü hiç? Hiç… Bu sebeple o dıştan geri kalana varoluş diyoruz ya zaten. Dışına çıktığımızda yok oluyor muyuz peki, onu bilmiyoruz. Ben çok düşündüm; çok ağırdır mevzu, kafan şişer, kocaman olur. Dengen bozulur kafanın büyüklüğünden, düşecek gibi olursun, ama düşeceğin tarafı belirleyemez, bilemezsin. Ben hiç düşmedim. Henüz…

Sonra kendi kendine gülersin. Çünkü gerizekalı gibi sendeleyip, sallanıp duruyorsundur, hacıyatmaz gibi gidip geliyorsundur ama dışarısı var mı gerçekten, ayağına bulaşan şey kendi kanın mı, kıyı sandığın yer varoluşun kenarı mı bilmeden, gerizekalı gibi sendeliyorsundur. Ben denedim, sendeledim; çok korkarsın… Ödün kopar belirsizlikten. Çünkü belirsizlik kötüdür hayat kadar. Çünkü hayat belirsizdir, korkarsın.

Neyin kafası bu bilemezsin. Çok içmemişsindir aslında, kimyasal desteğin de yoktur. Delirmek böyle bir şey midir acaba? Hepsi bir kabus mudur, yoksa güzel bir düş müdür? Düşünde mi düşüyorsundur, bilemezsin. Ben hiç düşmedim. Henüz…

Akten – Eylül 2013

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın