Bilgi paylaştıkça çoğalır

Mermiye kafa atan oyuncuların sekiz sezon ölmediği, padişahlarımızın tahtlarını korumak için savaşmayıp bolca seviştiği, içgüveysi girdiği sülaledeki tüm kadınları ayartan jönlerimizin efsane olduğu  dizilerdir.

  “enişte – baldız,  yeğen – yenge, aşçı – uşak, şoför,  bahçıvan  tarzı ilişkiler favoridir .

En basit tanımı ile popo açıkken görülen rüyalar ile sağdan soldan Hollywood’tan araklama senaryoları bir araya getirip ortaya koyulan manzumenin, etraftan toplanan bir grup artist kişi ile görüntü haline getirilmesinden ibaret video kaydıdır. Asgari ücret ile çalışan yurdum insanına zenginliğin pompalandığı bir çeşit dijital afyonudur. Memlekette komünist gençliğin; 50 yıldır yapamadığı kadar servet düşmanı, zengin düşmanı yarattı Türk dizileri! Hangi senaryoya baksan muhakkak bir zengin aile var; muhakkak o zengin aile her türlü sapkınlığı entrikayı bünyesinde barındırıyor. Hayır,  bu memleket bir Hulusi KENTMEN’ i  gördü yapmayın ne olur  zenginler de iyi kalpli olabiliyor.

Bu yapımlar zamanında “yabancı dizi izlenir mi yeaaa,  özentilik kardeşim”  diyen birçok kişinin bir zaman sonra yabancı dizi hayranlığı yaşamasına sebep olmuştur. Dizilerin en önemli özelliği ise birinin sevindiğini gülen gözlerine ve parlayan dişlerine, üzüldüğünü ise titreyen çenesine ve kıpraşan gözyaşlarına diyalog olmadan ortalama olarak 7 dakika süreyle yapılan  yakın plan çekimleriyle insanı kanser etmesidir. O sürede çaylar tazelenir, tuvalet ihtiyacı karşılanır, mutfak alışverişi yapılır hatta  Almanya’daki halayla bile konuşulabilir.

Eğer dizinin konusu doğuda geçiyorsa isimler aşırı seçme olur;  Berat, Baran, Havin  gibi.  Ya arkadaş oralarda hiç mi Ali, Ahmet, Hüseyin yok? Ağaların 15-16 hatta daha küçük yaştaki kızları dürtüklediği, adamın yengesini yediği veya beş kişinin tecavüz edip sonra içlerinden birinin  “sarhoştum  kusuruma bakma” diyerek  kızla evlenmesiyle yürüyen dizilerdir. Ortada sevişken bir durum varsa reyting de vardır. Ayrıca senaryo o kadar ustaca hazırlanmış, o kadar gizemlidir ki olacakları yaklaşık 5 dakikada çözersiniz.

Milyon dolarları cukka yapmak uğruna efsane yazarlarımızın ölümsüz romanlarını öldüren,  mezarlarında ters dönmelerine sebebiyet veren bir yapımcılık anlayışıdır.. Dünyada, üç yüz sayfalık romandan beş yüz bölüm dizi çekebilen bizden başka ülke var mıdır bilinmez ama  Halit Ziya Uşaklıgil şu günleri görse en iyi ihtimalle roman yazmaya tövbe eder,  Çin’e yerleşip,  keşiş olmaya karar verirdi…

İyi Seyirler.

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konuÇıplağım ama değilim de...
Sonraki konuKemal Ünal yazdı: "Oğuz Atay'la yaşamak"
11 Ekim 1982 yılının serin bir son bahar akşamında doğmuşum. Hayalim futbolcu olmaktı.. En büyük tutkum ise Beşiktaş. Çocukluğum, dünya kupası heyecanına eşdeğer mahalle maçlarının Şifo Mehmet'i, Sarı fırtına Metin'i olmakla geçti. Profesyonel futbolcu da oldum ama uzun sürmedi, benim futbolu sevdiğim kadar onun beni sevmediğini fark ettim. Özel bir firma bünyesinde fotoğrafçı olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Boxer dergisinde köşe yazıları yazıyorum.

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın