Bilgi paylaştıkça çoğalır

Her yazar biraz olmak istediklerinden, olması gerekenlerden, düşsel gücünden ve kendisinden bir parçayla karşımıza çıkar. Henry Miller bu çizgide kendini gizli özneler ve ara cümlelerde yer vermek yerine kendi hayatından çıkardıkları, yorumları ve kendisiyle tüm çıplaklığıyla eserlerinde yer alıyor.

Kendine has bakış açısı, üslubuyla birlikte ele aldığı konularda yasaklandı. Elden ele ulaşılan kitaplarıyla ün kazandı. ”Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı var?” cümlesiyle yazma ve okumanın amacıyla birlikte hareket etti. Dokunduğu kelimelerle birlikte fark yaratıp, yazarlık hayatında dikkat çeken ama belli etmeyen, baş kaldıran bir izlenim bıraktı. Kendini ortaya koyduğu eserlerinde, gizleme gereği duymayan olaylarıyla cesurluğunu sergileyen bir yazar olarak yazar dostları, okuyucuları ve Henry Miller sonraki yazar nesle etkisinde bırakan bir adam oldu.

henry miller1

Sorgulamalarının, iç hesaplaşmalarının, kaldığı etkilerin ortasında bize kendisine giden yol haritasını sunarken, kendimize gidecek olan geçiti de aydınlattı.

Bohem bir hayata nefes veren Henry Miller ayrıca ressam ve amatör bir piyanistti.

Hiçbir yere ait olmaksızın soluyan yazar, her yere ulaşabilecek bir kalemle karşımıza çıkan bir ‘Gönüllü Sürgün’dü fikrimi sorarsanız. Çünkü ancak hiçbir şeye ait olmadan, her şeyi bulabiliyordunuz. Ne eksik ne de fazla.

” Beni hayati olarak ilgilendiren tek şey var artık, o da kitaplarda bugüne kadar yazılmamış olan her şeyi kayda geçirmek. Gördüğüm kadarıyla kimse hayata yön veren ve onu hareketlendiren unsurları kullanmıyor.”

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın