Bilgi paylaştıkça çoğalır

Şimdi yazacak olduğum cümleleri anlamakta zorlanabilirsiniz. Niye mi? Çünkü bitmesini istemediğimiz kitapları okumaya korkar insan. “Tutumlu kitap okuyucuları” diyorum ben onlara. Bir tür fantazi yaptıklarının farkında değiller de aslında.

Dünden ve bugünlerinden soyutlanmak ister biraz. Saniye, dakika, saat kavramları arasında zamanı kaybetmek ister gözbebeklerinde ilerleyen okumalarında. Kahramanlarının ettiği mücadelelerde sırt sırta verir adeta, kötüye karşı açtığı savaşta kendisinden bir parça bulabileceği bir yanına tutunur insan. En iyi arkadaşı olur, sevgilisi olur, merakı, özlemi olur. Kendini kaybettiği ve bulduğu yer aynı yer olur. Akış hızına yetişebilmek için gününü gün eder, mahmur gözlerle sert kahvesini yudumlar sabahları. Ama gariptir, hayal gücünü besleyen satırları düşününce güzel bir gülümseme yerleştirir dudaklarına. Zengin bir betimleme sunmuştur yazar hikayesinde zihnine. İş/okul günü başlar oluşturduğu kahramanına göre zırhını kuşanır ve gerçek hayatından kopar bazen insan. Heyecanına yenik düşmesi gibi bir durum mu? Ah, iradeli insanların akıllarına gelebilecek en son şey değil midir? ”Ama sen öyle bir meretsin ki, bir gün bile sana arzu ettiğin, ihtiyaç duyduğun vakti ayırmadığımda bütün gün aklımdan çıkmıyorsun.” Epik bir ayrılık hikayesi*

O sayfalara tutunduğumuz hayat, bizi bir nebze olsun bağlayan şey değil midir?

‘Seni hayatımdan nasıl çıkaracağımı bilemiyorum. Mesela dün gece ansızın yanıma geldin ve bana saldırdın. ”

Fantastik bir dünyaya adım atıyoruz, kapıyı arkamızdan kapatıp giriş-çıkışları yok etmek istiyoruz. Astral seyahat için en uygun biletleri bulabileceğimiz yer diyorum ben sayfa aralarına.

 

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın