Bilgi paylaştıkça çoğalır

Periferik görme alanı diye bir terim vardır. Ne olduğunu şöyle
anlatayım; hani bir yere odaklanmış olursun ve bir an sanki
odaklandığın alanın dışı, görüş alanının tam sınırı
olur ya, o kısım senin periferik görme alanındır. Bu bilgiyi
aklında tut.

Geceleri artık saat ilerlediğinde sokağından geçen arabaların,
komşularının, evcil hayvanının sesleri artık kaybolduğunda
etrafına daha az baktığını fark ettin mi? Hele ki odanın
ışığı kapalı ve tek ışık kaynağın şu an baktığın
ekransa, gözünü nedense odanın en uzak, en karanlık noktalarını
görmemek için ekrana istemsiz olarak adeta kilitlediğinin farkında
mıydın?

Hani periferik görme alanında, yani neredeyse göremeyeceğin bir
noktada, bir şey hareket etmiş gibi olur bazen. Yabancı
olmadığın bir his bu, öyle değil mi? Gecenin karanlığında ara
sokaklarda yürürken sanki arkandan sana doğru yaklaşan biri
varmış hissini tetikleyen şeyden bahsediyorum. Görmekten ziyade
sezmişsin sanki. Adımların hızlanır, apartmanların giriş
kapılarındaki yansımalara göz ucuyla bakarsın, arkandan yaklaşan
birileri var mı diye. Ve ikinci bir çift ayak sesi duyar gibi
olursun…

Evinde güvende otururken bunları yaşamazsın tabi. O halde neden
şu anda gözlerini ekrandan ayırmamak için bu kadar çaba sarf
ediyorsun? Odanın sana en uzak köşesine bakmamaya çalışıyorsun.
Her ne kadar orada beklemediğin hiçbir şeyin olmadığını bilmene
rağmen neden orada bir şeyler hareket ediyormuş gibi geliyor sana?
Sırtını çevirip başka bir yöne bakıyorsun. İşte böyle
anlarda periferik görüşün devreye giriyor. Artık orada oturup
seni izleyen bir şey görür gibi olmuyorsun. Orada oturup seni
izleyen bir şeyin varlığını hissediyorsun.

Gölgelerden hep korkarız. Ve gölgelerin yanıltıcı olabileceği,
gördüğünü sandığın şeyin aslında bambaşka bir şey
olabileceği söyleniyor bize her zaman. Gerçekten de öyle,
gerçekten de gölgeler çok yanıltıcıdır. Odanda bir şeyin
gölgesi olduğunu düşündüğün bir karartı görüyorsun sanki.
Odanın tam senin arkandaki köşesinde -kafanı çevirdiğinde
gözünün ucuyla gördüğün bir yerde- veya yatağında yatarken
gözüne takılan, perdenle pencerenin arasındaki bölgede bir
siyahlık var. Ekranının beyaz ışığına sığınıyorsun.
Sırtını dönüyorsun. Kendi kendine hatırlatıyorsun: “Gölgeler
yanıltıcıdır.”

Artık daha fazla dayanamayacağın noktaya gelene kadar tuvalet, su
ihtiyacını erteliyorsun ancak bir noktadan sonra bu senin
kontrolüne sahip olduğun bir seçenek olmaktan çıkıyor.
Ekranından gözlerini birkaç saniye ayırıp kapıya doğru
baktığında bir siyahlık görüyorsun, hiçbir şeyin gölgesine
benzemeyen bir siyahlık. Bilmek istemiyorsun. Gözlerini başka bir
noktaya odaklayarak ışığı açıyorsun alelacele. Orada hiçbir
şey olmadığını biliyorsun, evet. O halde neden koşar adımlarla
yürüyorsun?

Geceleri bazen hararetli, susamış bir şekilde uyandığında
gözlerini hiçbir şeye odaklamamaya çalışarak ışık düğmesine
koşuşunun sebebini açıklayabilir misin?

Saat artık iyice geç olduğunda, sokağından tek tük geçen
arabaların farları odanı aydınlatıp duvarlardaki gölgeler dans
etmeye başladığında periferik görüş alanında sadece bir tane
karartının hareketsiz kaldığını görür gibi oluyorsun. Sanki
gölge değilmiş de…

Yorganını iyice sarıyorsun vücuduna. “Gölgeler
yanıltıcıdır” diyorsun. Telefonunu şarja takmak için
istemsizce yatağından kalkıyorsun. Göz ucuyla daha önce
gördüğün o hareketsiz gölgeyi arıyorsun, ama bu sefer orada
hiçbir şey yoktur. Muazzam bir arkanı dönme korkusu kaskatı
kılar vücudunu. Oradaki neyin gölgesiydi? Şimdi nereye gitti?

Bir araba daha geçer sokağından, odanın içi aydınlanır bir
anlığına. Gözlerinin kamaşmasıyla sayısız gölgeler oluşur
etrafında, oysa aklında sadece tek bir şey vardır.

Farların odayı aydınlattığı o birkaç saniyede odanın
köşesinde gördüğün şey neydi?

Neyin gölgesiydi?

Daha doğrusu, gördüğün şey bir gölge miydi?

Yatağına yatıyorsun, gözlerini sıkıca kapatıyorsun. Kendi
kendine “Gölgeler yanıltıcıdır” diyorsun. Gördüğün şey,
gördüğünü sandığın şey olmayabiliyor bazen diye kendini
avutmaya çalışsan da, nedense bu düşünce seni daha da
korkutuyor.

Yorganına sarılıyorsun. Bu gecelik iyisin.

Yazarın diğer yazıları için: Andrey Fyodorovich Tsoy

Bilgi paylaştıkça çoğalır
Önceki konu'Che Sudaka' Geliyor!
Sonraki konuGüven (?)
"İnsanoğlunun en eski ve en güçlü hissi korkudur." - H. P. Lovecraft

İlk yorumlayan siz olmak ister misiniz?

Bir yorumda siz bırakın