Bilgi paylaştıkça çoğalır

“Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.”

Bu cümleyle genelde bir başkasını telefonla aradığınızda karşılaşırsınız. Telefonu ya çekmiyordur ya da şarjı bitmiştir kapalıdır işte ulaşılamıyordur. Hiç kendinizde böyle bir durum sezdiniz mi? Ne demek şimdi bu dediğinizi duyar gibiyim… Sadece yazdıklarımı kendinizle eşleştirerek okuyun.

Son zamanlarda sosyal medya hesaplarımda bazı paylaşımlara denk geliyorum:
“Kontrolsüz gibiyim.”
“Kendime anlam veremiyorum.”
“Hislerimi çalmışlar sanki.”

Bunlar gibi yığınla paylaşımlar var. Biraz daha farkına varabilmek açısından daha keskin bir örnek vermek istiyorum. Eskiden sürekli severek yaptığınız ve bunu yaparken kendinizi çok güçlü hissettiğiniz yanlarınızı düşünün. Bunların size kazandırmış olduğu sayısız başarıları düşünün. Oturuyorsunuz birden aklınıza geliyor. Evet bu benim yaptığım en iyi şeylerden biriydi dediniz. Yerinizden kalktınız eee şimdi yeniden yapabildiniz mi?

Daha açıklayıcı olsun kendimden bahsedeyim.
İşimi seviyorum. İçinde bulunduğum projeler, ortaya çıkan yeni fikirler… Sürekli bir koşturmacanın içindeyim. Bu yaklaşık 19 yaşından beri böyle. Yani bu yaşıma gelene kadar bu tempo hiç değişmedi. Ta ki 3 ay önce; insanlara inanmadığımı fark edene kadar. “Sana aşık oluyorum ve bunu istiyorum.” diyen insanla dalga geçene kadar. Yaptığım hayvanlığın farkına anca akşamı varabildim. Sonra kendime baktım ben ne ara böyle oldum? Plakların olduğu köşeye baktım bir karış toz içinde. Sürekli boyama yaptığım kalemlerim kurumuş. Gitarımın telleri pas içinde. Daha saymak istemiyorum sanırım, yazarken bile içim acıdı.

İşte bundan bahsediyorum. Ne ara kendimi kaçırdım? İçimde bir şeylerin üstü örtülü. Eskiden yaptığım şeyleri yapmama engel oluyor. Çareyi durmakta buldum şu an işe yarıyor. Çünkü bunun sebebini biliyorum. Farkındayım. Hayatımızdaki insanlar her zaman öylece çıkıp gitmez. Bazen bizde onunla birlikte gideriz. Geri dönmem gerek… Yavaş yavaş hareket etmeye başladım ve sanırım başaracağım.

Kendimizi sadece beden olarak düşünmeyi bırakmamız lazım ya da sadece bedenden ibaret olmadığımızı… Bir ruh taşıdığımızı hatırlamalıyız. Duygularımızı görüş alanımıza girmeyen ve hiçbir zamanda uzanıp tutamayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bunlar bize ait bir başkasına değil.

“Senin ruhun dolanıyor damarlarında, ritmini koru.”

Yaklaşık 4 sene önce yazmıştım bu cümleyi. Bazı yazdıklarımı okuyunca resmen yıllar sonrası için kendime öğüt vermişim gibi hissediyorum. Bize ait olanları korumamız gerekli. Şarkıda söylediği gibi; “Sonuçta göçebe bir yıldızla evliyiz ve ona aşık olduğumuzda bile Dünya biz olmadan dönüyor.”  

 

 

 

1 yorum var

Bir yorumda siz bırakın